Hayata Dair

No pain, no gain! Acı yoksa ödülde yok!

No Pain No Gain! Acı yoksa ödülde yok!

 

Hello There

Mükemmel olmayan insanların ortak sorunu her şeye yetişememekten benim de blogum nasibini aldı tabi ki

Yazmayı çok sevmeme rağmen blogu çok sonra açmamın nedeni de buydu aslında, ama bir ara cesaret geldi işte, çünkü o suların durgun olduğu zaman hiç gelmiyor.  Zaman bulamamak da aslında önceliklerin değişmesinden kaynaklı.

Elinizde 2 TL var ve karnınız aç, McDonalds’dan dondurma mı alırsınız, yoksa köşedeki amcadan simit mi?

Zamanda öyle bir şey, hatta çoğu zaman paradan daha değerli…

Bir kaç aydır yapmak istediğim şeylere vakit bulamamaktan dolayı çok stress oluyorum, hep bir koşturmaca, hafta sonları bile…

Trafik olmasın diye erkenden kalkıp kendini dışarı atman lazım, erken kalkamadıysan trafik gözünü öyle korkutuyor ki en iyisi ben evde kalayım diyorsun, çıksan hafta sonu dinlenmesinden eser kalmıyor, yemek yemek istediğin yerde bile sıra var

Her ne kadar kendimi bu döngüye kaptırmak istemesem de malesef kaçamıyorum.

Spora gitmek istiyorum ama, akşam kafam çok doluyken gidemiyorum, hafta sonu spora gidersem biraz önce bahsettiğim trafiğe kalıyorum.

Ben bunlara çok takılmış ve bunalmışken, bir toplantıda ki toplantı çok alakasız, yeni mağaza konsepti konuşuluyordu, birden aklıma ‘no pain no gain’ sözü geldi, ‘acı yoksa ödül de yok’. Toplantıda mutlaka benim aklıma bu sözün gelmesini tetikleyecek bir şey konuşulmuştur ama şuan hatırlamıyorum, o zaman bu yazıyı yazmak için not almıştım.

Bu söz aklıma gelince, tabi ya, dedim ne zaman her şey kolay oldu. Bu mızmızlanma şımarıklıktan başka bir şey değil.

Aklıma bundan 10 sene öncesi geldi ve aydınlandım. Hiçbir şey size gümüş tepside sunulmuyor. Önemli olan elinde onlarca maddeden oluşan ‘yapmak istediklerin’ listesinde senin için nelerin daha önemli olduğuna karar vermek ve ona zaman ayırmak.Her zaman bu döngüye girdiğinde de kendine dışarıdan bakabilecek vakit ayırmak.

Kendime hatırlatma olan bu yazıda, yine kendime tavsiyem otomatiğe bağlamış her gün birbirinin aynısı olan günlerde bana görüş alanımım ötesini gösterebilecek fırsatlar yaratmak

Ferrarisini satan adamı anladığım, Procter and Gamble’daki işini bırakarak Hindistan’a aylarca süren motivasyon gezisine çıkan üst düzey yöneticiyi anlayacak yerdeyim.

Herkese sevgiler

Zeynep

You Might Also Like

No Comments

Leave a Reply