Browsing Category

Moda Pazarlama

Moda Pazarlama

Yeni Favorimiz YouTube

You Tube

Merhaba,

Bir süredir aklımda YouTube ile ilgili bir yazı yazmak var.  Neden? Bilmiyorum.  Aslında biliyorum çünkü YouTube bu aralar alışveriş videoları, makyaj videoları, blogger/ vlogger ların günlük hayatlarını anlattıkları videolar ile çok gündemde.

Bu yazıyı bir Pazarlamacı bakış açısı ile mi yoksa bir izleyici gözünden mi yazacağım henüz bilmiyorum, beraber göreceğiz.

Ben YouTube de neler izliyorum?

YouTube’ü ilk olarak müzik dinlemek için kullanıyordum sonra How to ( Nasıl yapılır ) videolarına geçtim , excel de eğer formulü nasıl kurulur vs gibi.

Bu blogu oluştururken sayfaya bazı özellikler ekleyebilmek için çok fazla izledim, işim gereği bazı bloggerların videolarını takip etmeye çalışıyorum. Hatta şimdi merakımdan baktım zeytin yağlı dolma nasıl yapılır ı aradığımda bile bir sürü video çıktı.

Kesinlikle çok zengin bir kaynak.  Birde şu aralar trafikte Zoella nın videolarını izliyorum.

Zoella yi, İngilterenin en iyi vloggerları diye bir araştırma yaparken keşfettim. Zoella’nın tam 9 milyon takipçisi var ve videoları ortalama 1milyon 700 kere izleniyor.  Çıkardığı kitabı ilk haftasında 1998 den beri olan,  ilk haftada en iyi satış yapan kitap rekorunu kırmış.

Zoella’nın İlk izlediğim videosu tam 30 dk sürdü. 30 dk boyunca Zoella’nın yılbaşı ağacı için aldığı süsleri izledim. Sizce de son derece gereksiz bir bilgi değil mi?  Açık söylemek gerekirse ilk izlediğim video da inanılmaz sıkıldım, ama sanırım bir süre sonra  alışıyorsunuz hatta bağımlılık yapıyor. Çünkü Zoealla artık hayatınızdan biri gibi, evini biliyorsunuz, erkek arkadaşını biliyorsunuz, saat kaçta yatıyor kaçta kalkıyor, ne sever, ne yer, belki de yanı başınızdaki bir çok kişiden daha iyi tanıyorsunuz ve sanırım bu bir şekilde bağımlılık yapıyor. Bence bu tehlikeli birşey ama Zoella’yla bizim ilişkimiz öyle değil (?)

Zoella benim birazcık trafikte her gün 1,5 saat harcadığım vakti değerlendirme yöntemim diyebiliriz.  Çünkü arabada Zoella yı açıyorum, o anlatıyor ben diliyorum, ben en çok İngiliz aksanını sevdiğim için o yüzden bir İngiliz vlogger tercih ettim, onun anlattıkları ile İngilizce mi güncel tutmaya çalışıyorum. Böylece trafikte kaybettiğim zaman için vicdanım birazcık rahatlamış oluyor.

İlk alışveriş videosunu izlediğimde ki o zaman onun bir alışveriş videosu olduğunu anlamamıştım bundan bir kaç yıl önceydi , ekranda gördüğüm şey; bir kız, kim olduğu hakkında bir fikrim yok, yaptığı alışverişleri torbalarından çıkartıp anlatıyordu, o ana kadar gördüğüm en saçma şeydi, zaten giysileri elinde tutarak anlatmasına da bir anlam verememiştim. Göstereceği 3 parça için tonlarca cümle kuruyordu, video kalitesi de düşüktü. O an kesinlikle bu videoların bu kadar popüler olabileceği tahmin etmemiştim.

Bende çalıştığım marka için bir YouTube iş birliği yaptım ve bizi çok mutlu eden sonuçlar çıktı ortaya , yeni sezonda da kesinlikle medya harcamasında yine yerini alıyor olacak.

Ne kadar bu işin içinde olup profesyonel baksam da benim de o videolardan etkilenip birşeyler almama hiçbir şey engel olamıyor.

Bu yazıyı yazmadan önce bu videoları izlemenin psikolojisi ile ilgili biraz araştırma yapayım istedim ama çok bir şey bulamadım.  Bence ilk defa birisinin alışveriş videosunu izlediğinizde bu son derece anlamsız geliyor ama ne zaman ki bu kişi sizi başka mecralardan da yakaladığında, siz onu bir şekilde kendinize yakın veya olmak istediğiniz kişiye yakın hissettiğiniz noktada onun ayakkabısı bir anda sizin de almak istediğiniz ayakkabı oluyor, ve birden alışveriş sepetine ilgi duymaya başlıyorsunuz.

Bir sonraki yazıda markalar tarafından YouTube kanalının kullanımı ile ilgili bir best practice yazısı hazırlamak istiyorum ama öncesinde yine de en çok you tube videoları kimler tarafından izleniyor ve neden bu kadar rağbet görüyor, aşağıda biraz bilgi vereyim istedim.

Şuanda YouTube de popülasyon anlamında  en önemli kitleyi 13-24 yaş kitlesi oluşturuyor. Bu kitle haftada TV karşısında geçirdiği zamanın çok daha fazlasını you tube de geçiriyor.

Bunun başlıca nedenlerinden biri uzun TV reklamları, bu anlamda you tube ve vloggerlar popüleritelerini kaybetmemeleri adına reklamları mümkün olduğunca az ve izleyici kitlesiyle alakalı tutmalılar bence.

Vloggerları en popüler yapan şeylerden birincisi izleyicilerin  bu kişileri kendilerine yakın bulmaları ve iki yönlü iletişim kurabilmeleri, o yüzden yorumlara verilen cevaplar önemli! Videoyu çektim, yayınladım ve  kurtuldum yönetimi pek işlemiyor- mümkün oldukça tabi. 100 ve üzeri yorum alan bir vlogger için bu çok olası birşey değil. O zaman da vloggerın içeriklerinde kitlesinin yorumlarını okuduğunu belli eden cümleler sarfetmesi artı değer.

Umarım bu yazıyı okumaktan keyif alanlar olmuştur. Işim aynı zamanda benim hobim olduğu için blog da zaman zaman pazarlama ile ilgili yazılarda yazmak istiyorum.

Okuyan herkese teşekkürler

Zeynep

 

Moda Pazarlama

Star Wars 7 I Markaların Pazarlama Stratejilerinde Yerini Nasıl Aldı?

star wars ruj 2

Starwars 7, 17 Aralık’ta vizyona giriyor, beni heyecanlandırıyor mu pek değil, ama sosyal bir çevreniz varsa gözünüzden kaçması mümkün değil. İlk günler için biletler çoktan tükenmiş bile.

Düşünüyorum da neye bu kadar tutkuluyum diye birşey bulamıyorum. Ne yeni çıkan Iphone, ne yeni gösterime girecek bir film, ne de bir designer işbirliği beni bu şekilde harekete geçirmiyor.

Benim için  Star Wars un vizyona girmesinin en ilginç yanı, markaların bundan nasıl faydalandıkları…

Dün, dünyada Star Wars’un vizyona girmesine markaların nasıl adapte olduğu ile ilgili bir makale okudum. Bizden bir örnek yoktu ama Türkiye’de de Hayat Kimya Star Wars temalı su şişeleri çıkardı, bizim ofiste bazı masalarda çoktan yerini aldı bile. Malesef moda genel olarak böyle şeylere hızlıca tepki verebilen bir sektör değil, yurtdışındaki örneklerde ağırlıklı olarak yine FMCG sektöründen. En fazla Star Wars u pazarlama stratejisine dahil eden pazar, tahmin edileceği üzere USA.

Sizler için seçtiğim birkaç görseli aşağıda paylaşıyorum.

Japonya’ nın Star Wars çikolata uyarlaması bence en sevimlilerinden

Star wars 1

Kızlar Star Wars rimeline ne dersiniz? Bu mascara Star Wars’un yeni filmine özel olarak çıkarılmış 19 kozmetik ürününden yalnızca biri

star wars

Star Wars temalı paketten kakaolu kurabiye yemeye ne dersiniz?

star wars cookies

Daha fazlasını görmek isterseniz, bu linki tıklayabilirsiniz

Star Wars’un koleksiyonerlerini ve sıkı takipçilerini düşünürsek her markaya bu stratejinin güzel satışlar getirdiğini tahmin etmek çok da  zor olmaz herhalde.

Bu yazıyı yazdıktan sonra ofise gelen bir Modagram kutusundan da Starwars rimeli ve ruju çıktı, demek ki bu çılgınlıktan yararlanmak isteyen markalar hiçte azınlıkta değil.

Herkese şimdiden iyi seyirler

Zeynep

Moda Pazarlama

Moda Dünyasında Kariyer:  Yabancı Marka mı Türk Markası mı?

Moda sektöründe kariyer

Merhaba. Bu yazı biraz moda dünyasında kariyer yapmak isteyenlere gelecek.

Henüz yolun başında olanlara bir sosyal sorumluluk projesi olarak (?) bu yazıyı hazırlamak istedim

Ben ilk iş arayışına başladığımda çevremde çok da fikir alabileceğim kimse yoktu, o yüzden hersey biraz doğaçlama gelişti diyebilirim.

Okul arkadaşlarımın hiçbiri benim gitmek istediğim yöne gitmemişti. Mezun olur olmaz yurtdışına gittiğim ve 4.5 sene orada kaldığım için  de Türkiye deki moda sektöründen bihaberdim.

Hangi şirkette çalışmalıyım, hangisi benim için iyi bir başlangıç olur, hangi pozisyon için maaş skalaları nedir, hiç birşeyi bilmiyordum.

Bu nedenle de karşıma çıkan bir çok güzel fırsatı yanlış değerlendirdim.

İlk geldiğimde hedefim de marka müdürü olmak vardı. Çünkü marka müdürleri bir markanın algısından, itibarından, paketlemesinden, fiyatlamasına kadar herşeyinden sorumluydu ve bu bence çok heyecan vericiydi.

Sonra bir Türk markasında çalışmaya karar verdim çünkü yabancı markalarda genel olarak siz çok da söz sahibi olamıyorsunuz (bana burada kızanlar olabilir ) genel olarak global markadan gelen kararların burada uygulayıcısı oluyorsunuz. Tabi ki buradaki pazarın gereklilikleri doğrultusunda sizin de ortaya çıkardığınız muhteşem fikirler olabiliyor ama bunların sayısı kısıtlı.

Ben fikir üretmeyi çok sevdiğim ve yaratıcılığımı kullanmayı istediğim için ilk tercihim bir Türk markası oldu.

Türkiye ye gelir gelmez bir hafta içinde arkadaşımın tavsiyesi ile bir Türk markasının Marka departmanında işe başladım. Sonrasında kariyerimde hem çok değerli Türk markaları hem de globalde çok başarılı  olmuş yabancı markalar oldu.

Seçim yapacaklara kendi deneyimlerimden yola çıkarak seçeceğiniz iki yolun pozitif ve daha az pozitif yönlerinden bahsedeceğim.

Öncelikle Türkiye’de bir çok markada marka müdürlüğü pozisyonu yok, olan markalarda da her marka müdürünün yaptığı iş aynı değil, bir çoğu çok fazla excel ve sayısal veriler içeriyor. Sayılar ve analizler size sempatik gelmiyorsa bu posizyon için iki kere düşünmenizi tavsiye ederim.

Marka imajı oluşturmak, marka algısını yönetmek, havalı  (?) kampanyalar  ve etkinlikler yapmak daha çok Pazarlama nın işi.

Ben yaşım itibariyle tamamen tecrübesizliğimden , gençliğimden (!) yurtdışında okumanın verdiği egoyla hep ilk iş arayışımda yöneticilik pozisyonlarına başvurdum. Hangi okulları bitirirseniz bitirin kimse sizi yöneticilik pozisyonu için aramayacak, en fazla IK profesyonelinin yüzünü güldürebilirsiniz.  Okuduğunuz okullar iş hayatınızda 1-2 sene önemli olacak, sonrasında deneyimleriniz işyerleri için çok daha ön planda olacaktır.

Hangi kariyer alanını seçerseniz seçin, sizi en başarılı kılacak şey hiçbir step atlamadan işin en alt seviyesinden başlamak olacaktır, ancak bu şekilde gerçekten yönettiğiniz şeye hakim olursunuz. Ekibinizdeki kişilerin yaptığı işler için onlara daha iyi yollar gösterebilirsiniz.

Gelelim moda kariyerinde Türk markasında mı yoksa yabancı markada mı çalışmalı konusuna , aslında bu seçim tamamen sizin kişiliğinize ve kariyerinizi nasıl şekillendirmek istediğinize bağlı olarak değişebilir.

Türk markasında çalıştığınız zaman yabancı markaya nazaran çok daha fazla kendi kararlarınızı alabilir, daha hızlı aksiyon alabilir, daha fazla yeniliğe açık olup, daha yeni şeyler deneyip, çalıştığınız pazarın gerekliliklerine göre hızlı aksiyonlar alabilirsiniz.

Yabancı markalarda ise araya onay süreçleri gireceği için aynı oranda hızlı aksiyon alamayabilirsiniz.

Yabancı markalar  Türk markalarına göre çok daha kurumsaldır. Kimin ne iş yaptığı genel olarak daha net çerçevelerde bellidir.

Yabancı markada çalışırsanız, yabancı iş arkadaşlarınızın deneyimlerinden yararlanabilirsniz, hele ki global ofisiniz gerçekten yetenek avcısı ve dünyada işinde en başarılı kişileri kendi çatısı altında toplamayı başarabildiyse bu iş arakdaşlarının sizin vizyonunuz ve kariyer gelişiminizde önemli payları olabilir.

Türk markalarında genel olarak uzun vadeli startejiler kağıt üzerinde kalır. Herşey çok hızlı değişebilir, aldığınız hızlı aksiyonlar uzun vadeli stratejileriniz ile örtüşmeyebilir ama size verilen deadlinelar o kadar acımasızdır ki bunu kontrol etme şansınız dahi kalmaz.

Yabancı markada çalışmanın bir diğer bonusu da merkez ofise yapılan ziyaretler ve bu ziyaretlerin sonunda duty freelerden alınan ganimetlerdir, bunu da es geçemeyeceğim, bazıları için ciddi motivasyon unsuru olabilir.

Yazımda dikkat ettiyseniz hep genel olarak dedim, çünkü anlattıklarım hep benim gözlemlerimle sınırlı. Farklı yorumlar ve denyimler olursa keyifle okurum.

Herkese mutlu günler